HACI UĞURLAMA MERASİMİ
Hac köyde ibadetin yanında bir de hayırlı olsun demek için ziyarete gelenler açısından değerlendirildiği zaman, sosyal bir faaliyet olarak göze çarpmaktadır.
Hacı adaylarına vedalaşmaya diye gidenler, çoğu zaman kutsal topraklara selam yollamak ve hacıların dualarını almak için ziyarete gider. Yanlarında genelde hediye olarak basma, fistan, yazma, eteklik gibi giyim eşyaları götürür ve hacdan dönen hacılar ise bu hediyelere karşılık olarak daha çok kına, hurma, hacı örtüsü, seccade, tespih yüzük gibi takıları hediye olarak getirir ve dağıtır.
Hac uğurlama töreni yaparken hacı adayları akrabalar ve kadın erkek tüm köylü köyün meydanında toplanır. Cami imamları ve sesi güzel olan herkes teker teker veya koro halinde gönüllerin sultanına (s.a.s) ve kutsal topraklara ulaşma ümidiyle cami amfisinden türküler, ilahiler söyler.
İlahiler söylenirken hacı adaylarıyla köylü birbirlerine sarılırlar, kucaklaşırlar. Hep bir ağızdan tekbirler getirilerek dua merasimine başlanır, dualar edildikten sonra hacı adayları orada bulunan herkese şeker ve bozuk para dağıtır. Merasimler sona erdikten sonra hacı adayları uğurlanır.
GİYİM, KUŞAM
Günümüz de köy giyim kuşamında farklılıklar görülmektedir.
Çok önceleri kadınlar genel olarak geniş ve paçaları golf tipi, lastikli şalvar giyerlerdi. Üst giysiler dizlere kadar uzayan bazıları parçalı, bazıları yekpare biçimde “fistanlar’’dı. Başa genellikle ön tarafına sarı pul paralar dizilmiş fesler giyilir, fes üzerine bir örtü bağlanır, giysiler renk renk kumaşlardan yapılır, başörtüleri de beyaz veya renkli kreplerden oluşurdu.
Yaşlılar genellikle (ki günümüzde hala giyerler )topuklara kadar uzayan “fistan” kullanırlar. Daha önceleri fistanlar üzerine “peştamal” denen bir örtü bel’e sarılırdı. Özellikle giyilen peştamallar pamuktan yapılmış, çizgili ve renk renkti. Peştamal ve fistan üzerine renkli veya düz üstlükler kullanılırdı. Kollara kolluk denilen lastikli giyseler takılırdı. Genellikle renkli kumaşlardan üç-etek adı verilen fistan, şalvarlar giyerlerdi. Bağırlarına gergi veya önlük takarlardı.
Şimdilerde ise toplum yapısının değişmesiyle birlikte eskiden giyilen elbise ve fistanlar sadece tarih olarak kalmış ve giyim kuşam genel olarak modern giyim tarzına dönüşmüştür. Eski giyim tarzlarını
EL SANATLARI VE EL İŞLEMELERİ
Yörede özellikle ev hanımları ve genç kızların çeşitli renkte ince ipliklerle; tığ, iğne, mekik gibi araçlar kullanarak yaptıkları oyalar bugün hala sürdürülmekte bu zarif ve geleneksel el işleri günden güne rağbet görmektedir.
Başörtüsü, bohça, sofra takımları, yastık kılıfları, karyola etekleri, perdeler, sandık örtüleri, masa örtüleri, bohçalar üzerine işlenen çeşitli motifler genç kızlarımız tarafından günümüzde hala yapılmaktadır.
Yine mazide kalan bir diğer el sanatı da dolap kenarı işlemeleridir. Günümüzde pencere yahut dolap kenarı, dolap kapısı ve kapağı işlemelerini görememekteyiz. Zamanımızın modası bunu kabul etmemekte edenler de lükse kaçmaktadır.
HALK OYUNLARI
Yörede gerek hanımlar gerekse erkekler tarafından oynan pek çok oyun türü vardır. Erkeklerin oynadıkları oyunlara “Efe Oyunu” denir. Bu oyunlar ağır zeybek türündedir. Erkek oyunları genel olarak, Tavas Zeybeği, Aydın Zeybeği, Acıpayam Zeybeği, harmandalı, Muğla Zeybeği, Çivril Zeybeği, Kerimoğlu Zeybeği, Yörük Ali Zeybeği, Avşar Zeybeği, Al yazma Zeybeğidir. Zaman zaman Ankara yöresi ve iç Anadolu yöresi ve farklı müzik akımlarına ait oyunlarda oynanabilmektedir. Kadınların oynadıkları oyunlar, sepetçioğlu, fincan, harmandalı, kız oyunu gibi oyunlardır.
BATIL İNANÇLAR
Baykuşun ötmesi acı haber getireceğine inanılır
İki komşu veya iki kişi arasında kara kedi geçmesi hayra yorumlanmaz
Süpürge evden dışarı çıkarılmaz,
Tilkinin yolda görülmesi hayra alamet sayılmaz
Yolda giderken bir yılana rastlanması nasibin bol, işin düzenli ve yolunda gideceğine işaret sayılır.
Yolda giderken tavşanın yolu kesip geçmesi iyilik geleceğine işarettir.
Akşam ezanından sonra evden isteyenler soğan sarımsak verilmez ve evden bu maddeler dışarı çıkarılmaz…
Mezar taşları okunmaz eğer okunursa parmağını bir kuş görünceye kadar ısırmak gerekir
Kapı önünde uyunmaz, yatılmaz, eve şeytan getirdiğine inanılır
Gece tırnak kesilmez evin bereketinin gittiğine inanılır.
Bir çocuğun üzerinden atlanmaz boyu kısa kalacağına inanılır.