Toprağından birçok haydanlının geçtiği, muhabbetin , sevginin ve geçim derdinin bir arada yaşandığı yerdir köseler yaylası...
Kimi zaman Türkü, kimi zaman ağıt , kimilerinin doğduğu yayla, kimilerine göre umut ve yaşam kaynağı oldu köseler yaylası...
Şırşır Çeşmesinden , Gırdaş tepesine ,uzun kuyudan, damlara uzanan kekik kokulu dağların kucağından akan küfü çayının çağlayana dönüştüğü bir sevda ve bir yaşam tutkusu Köseler yaylası...
Köseler yaylası köyümüze 10 km uzaklıktadır.Köylü önceleri hayvancılıkla geçindiği için bahar aylarında görkemli bir göç yaşardı köseler yaylasına. Aileler, eşeklerle develere denklerini yükleyip ,koyun ve inek sürülerini önlerine katar, yolları tozutarak, ıslıklar çalarak türküler söyleyerek yaylaya varırdı.
Köylü orada bulunan kerpiçten kulübe ve damlarına yerleşir, ağıllarını düzenler, hayvanlarını otlatırdı.
Ağustos,Eylül aylarına kadar muhabbetle,sevgiyle, yaylada geçerdi zaman.Güz yaklaşırken artık ovaya, yani köye dönme vakti gelirdi.
Köseler yaylası günümüzde artık bir otlak değil.Hayvancılığın unutulmasıyla beraber köseler artık bir piknik ve eğlence alanı haline dönüştü.Yapılan ağaçlandırma ve av hayatını geliştirme çabalarıyla bir mirasa sahip çıkma savaşı veriliyor..
Artık köselere koyunlarla, türküler söylenerek varılmıyor ama köseler yaylasında dupduru akan küfi çayı, kekik kokan dağlar ve yemyeşil çayırlar tüm güzelliğiyle ayakta.Hala köseler baharın gelişini eski heyecanlarla karşılıyor.
Günümüzde yitirmeye başladığımız değerlerimizi, kimliğimizi, geçmişimizi korumaya çalışan Haydanlılar kültür ve mirasını korumaya gayret göstermektedir.
Hazırlayan ; İbrahim Çevik-2004
Kaynak : Mehmet Uyar